Gezenler Anlatıyor

Windsor-Londra


Onceleri gezi- tatil kategorisinde guncelerimi yazarim diye dusunmustum, ama bu gunceler en çok HOMELINK katagorisinde olacak gibi görünüyor...

Bugünlerde, Homelink aracılığıyla, sadece yol parası vererek, son derece düşük maliyetli ikinci bir yurtdışı tatili yaşıyoruz ve şu anda Turkiyeden yaklaşık 4 bin km. uzakta yabanci bir ulkedeyiz; Ingilterede...

Bense; Londra-Windsorde bir Ingilizin evinde, yabanci bir çalişma masasinin başinda, klavyesi alışageldigim klavyeden farkli bir bilgisayarla cebellesmekteyim (!)
Gelmeden önce, her akşam güncelerimi yazip, blog sayfamda yayinlamayı planlamıştım.
Boylece yakınlarım, dostlarım benden günbegün haber alacaklardi...Oysa buraya geleli tam 6 gün oldu ama ben arkadaşlara soz verdigimin aksine, ancak bugun yazma firsati bulabildim...

Dalaman Havaalanindan Londra Gattwiche son derece rahat bir ucak yolculugu yaptik...
Hele ben, son ucak yolculugundan kalma hafif capli bir ucus korkusunu yenmek icin peşinen beni rahatlatacak bir hap içince; gercekten de bulutlarin üstünde mutlu, mütebessim, 4 saatin nasil gectigini anlamadim...
Ingiltere saatiyle 01.30 gibi ucaktan indigimizde gayet rahattık.
Çünkü, bizimle evlerini takas eden ailenin, havaalanında bizi karsilayacagini biliyorduk...
Bavullarimızı alıp, çıkışa yonelince Laurencei gördük, kırk yıllık dostlar gibi, Türk usûlü sarilip opüştük...

Havaalanindan eve donerken, trafiğin soldan islemesini son derece yadirgadım: hatta zaman zaman ters yonde gidiyoruz, simdi bir arabayla carpisacagiz duygusuna kapildim...

Ev, iki katli ve sirin mi sirindi. Bahcesinde havuzu, yeşil çimleri ve rengarenk cicekleri vardı.

Laurence; ertesi gun 13.30 da annesinin evinde ogle yemegine (buyuk lunch-a:)) davetli oldugumuzu soyledi.
Ertesi gun soyledigi saatte gelip bizi aldi, annesinin evine goturdu...Esi, kizi ve ogluyla,anne ve babasiyla orada tanistik.Son derece sicak ve tatli insanlardi.
Yemekte portakalli tavuk, pirinc pilavi, sebze haslamasi ve yaninda cok guzel sarap vardi...
Ben beginner bir ogrenci olarak, kafasini, gözünü yararak Ingilizce konusmaya calistim...(Cocuklarla iyi anlastim, tabii, daha cok beden dilimi kullanarak:)
Laurencein annesi ve babasi birkac kez Turkiyeye tatile gelmisler, Turkiyeyi ve Turkleri cok seviyorlar...(Hemen belirteyim ki; "bizi almiyorlar" diye AB ne cok kiziyorlar (!)
Oğleden sonra bize Windsoru gezdirdiler. Buranın trafiği, arabanin kullanimi ve tren yolculuklari hakkinda bilgiler verdiler.

Windsor, cok tarihi ve turistik bir sehir. 300 bin nufusu var ve insanlar gecimini genellikle turizmden sagliyor.Tarihi degeri cok yuksek olan meshur ve gorkemli bir kalesi var. Kralice yaz aylarinda buraya geliyor. Ve Kralicenin pek cok resepsiyonu bu kalede veriliyor.
Kalenin icinde gezerken o ihtisami, o zenginligi yakindan goruyorsunuz.
Kralicenin yasadigi bolumler ziyarete kapalı...Ama sinevizyonla, Kralicenin yabanci devlet baskanlarina, yabanci devlet temsilcilerine verdigi davetleri seyrettiriyorlar: tabii ki o davetlerin verildigi salonlarda...
Windsorde dunyaca ünlü Eton Koleji var. Prens Albertde dahil olmak uzere pek cok Ingiliz ünlüsü bu koleji bitirmis.

Geldigimizden beri çevreyi geziyoruz, merkeze, yürüyerek 20-25 dakikada ulasiyoruz; yeşilin binbir tonuyla içice, parklardan bahcelerden geçerek, zaman zaman Thames Nehrinin kenarinda soluklanip, ruhumuzu, gozlerimizi dinlendirerek...

Havalara gelince; 6 gündür hic yagmur yagmadı, ama biz cantamızdan şemsiyemizi eksik etmiyoruz.
Çünkü havada sürekli bulutlar geziniyor. Güneş bir görünüyor, bir kayboluyor, üstelik hava zaman zaman üşütüyor.

Ama biz halimizden memnunuz. Çünkü Antalyadan ayrıldığımizda hava oyle sıcaktı ki, Temmuz ayında üşümek hali, bize cok iyi geldi...

Yarın Londrayı gezmeye baslayacagiz. Kitaplardan, filmlerden, resimlerden tanidigimiz puslu, yağmurlu, tarihi şehir Londrayi bizzat gorup, taniyacagiz...
Önümüzdeki günlerde gördüklerimi, yaşadiklarimi, paylaşmaya calisacagim...
Yaşanmışlıklarima ekledigim bu yeni şeyler icin mutluyum, hem de cok...
Gorusmek uzere...

Fatma Iyibilgin